Müzikleri Görebilseydik…

Müzikleri Görebilseydik…

İnsanlar, ilk doğdukları andan itibaren yaşadığı Dünya’yı tanımak için duyularını kullanır. Görür, duyar, hisseder… Peki, bu duyular biraz daha karmaşık olsaydı yani müzik görülebilse, sayıları tadılsaydı. Bu durum sinestezi olarak adlandırılır. Hayatını bu şekilde yaşayanların oranı oldukça azdır. Perception dergisindeki bir makalede bu oranın her 23 kişiden yalnızca birinin sinestezinin bir türüne sahip olduğu belirtilmiştir.

Sinestezinin kelime anlamı olarak “birlikte algılamak” bilimsel karşılığıysa bir duyu uyarılırken başka bir duyunun daha istem dışı olarak algılanması durumudur. Basitçe bir örnek vermek gerekirse müzik duyulduğunda renklerin de uyarılmasıyla notaları renklerle birlikte algılamaktır. En yaygını harf-renk eşleşmesidir. Bu renkler kişiden kişiye değişiklik gösterir.

Sinestezikler, bunu çocukluktan itibaren yaşarlarsa normal, olağan ve herkesin böyle algıladığını düşünürler. İlk olarak 1690 yılında sinesteziye dair bilgiler elde edilse de iki kişinin bile aynı deneyimi yaşamamasından dolayı uzun bir süre ciddi olarak ilgilenilmemiş. 1989 ve 1993 yıllarında yayınlanan 2 kitapla tekrardan dikkate alınmıştır.

Sinestezinin 3 farklı ortaya çıkma şekli vardır. Bunlar gelişimsel, kazanılmış ve farmakolojiktir. En sık rastlanılan gelişimsel sinestezi, erken çocukluktan başlar ve nedeni bilinmese de genetik olarak baskın kalıtım olabileceğine dair kanıtlar vardır. Kadınlarda erkeklerden 3 ila 8 kat daha sık ortaya çıkmaktadır. Kazanılmış sinestezi, travma sonrası ya da bir duyu kaybı sonrasında ortaya çıkabilir ancak bu çok daha nadirdir. Son olarak farmakolojik sinestezi ise bazı ilaçlar aracılığıyla bu durumun deneyimlenmesidir.

Sinesteziklerin çoğunluğu solaktır. Hafızaları genelde çok iyidir. Bunun hatırlamak için eşlenikleri kullanmalarıyla ilgisi olabilir. Bu duruma örnek olarak bir sinestezik olan Daniel Tammet’in Pi sayısının 22 500. rakamına kadar hatasız ezberlemesi, bir dili 7 gün içerisinde konuşabilecek hale gelmesi verilebilir. İlginç olarak bir kısmı belirgin olarak hesap yapmada zorlanır.

Birçok ünlü sinestezik vardır: Vladimir Nabokov, Amy Beach, Gyorgy Ligeti, Joachim Raff, Henrik Wiese, Franz Liszt, Olivier Messiaen, Konstantin Saradzhev ve bilim adamı Nicola Tesla, fizikçi Richard Feynman bunlardan sadece birkaçıdır.

Bunun yanında sinestezinin Şamanizm’e etkisi de vardır. Şamanlar transa geçmek için genelde bu tür özellikleri olan bitkileri kullanırlarmış. Amazondaki bir kabile ise yine benzer özellikteki bitkileri kullanarak müzik yapar ve müzik bittiğinde “melodisi güzeldi, ritmi böyleydi” yerine “sarısı güzeldi, mavisi daha parlak olmalıydı” şeklinde yorumlarmış.

Richard C. Cytowic’ e göre “… Tümümüz sinestezikiz ama algılamanın holistik (bütüncül ) doğasının bilinçli bir şekilde farkında olan, yalnızca bir avuç insan.”

Sonuç olarak sinestezi bazılarına göre dil dışı düşünmenin özel bir belirtisiyken bazı kişiler için hastalık, anormallik olarak tanımlanır. Kimisi de mucize mistik bir yeteneğe bağlar. Ancak bilinen bir şey varsa o da sinesteziklerin diğer insanlardan farklı bir dünya deneyimledikleridir.

Bir sinesteziğin müzik deneyimi:

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir