Nedir Bu Aşılar?

Nedir Bu Aşılar?

Dünya üzerinde bulaşıcı ve bir o kadar da ölümcül olan birçok hastalık var. Bu hastalıklar teknolojinin gelişmesiyle, insanların etkileşiminin artmasıyla daha da artmaya ve kolay yayılmaya başladı. En temel içgüdüsü hayatta kalmak olan insanoğlu da bu hastalıklara hiç yakalanmamanın yollarını ve eğer yakalanılırsa nasıl tedavi edebileceğine dair çözüm yolları aradı. Bu arayışın sonucunda aşı yöntemini icat etti.

Aşıların hepsi aynı mantıkla üretilmez. Temelde iki tür aşı vardır: Canlı ve Ölü. Canlı aşılarda vücuda verilen zayıflatılmış virüs ya da bakteri, çoğalma ve vücudun bağışıklık sisteminin cevap oluşturmasına olanak sağlar. Örnek vermek gerekirse, aşıyla verilen yabancı maddeyi vücut tanır. Daha sonra onu nasıl yeneceğini öğrenir ve bir daha karşılaştığında hazırlıksız yakalanmak yerine kendini daha iyi savunabilir. Bu “Dostunu yakın tut, düşmanını daha da yakın” mantığıdır. Ancak bu aşıların en kötü yanı bağışıklığı zayıf bireylere uygulanmasının ölümcül olmasıdır. Bir diğer aşı türü olan ölü aşıların farklı türleri bulunur. Tüm hücreli aşılar, hastalığı yapan varlığın tümünün öldürülerek verilmesiyken alt birim aşı bu varlığın sadece belli bölümlerinin verilmesidir. Hangi aşı türünün üretileceği o hastalığı yapan virüs ya da bakterinin yapısının iyi incelenmesi sonucunda kararlaştırılır. Bu nedenle aşı üretimi zahmetli, riskli ve uzun bir süreçtir.

Dünya genelinde ilk aşı uygulamasının MÖ 590 yılında Çin’de yapıldığı bilinmektedir. Türkiye’de de aşının izlerine ilk olarak 1721 yılında İstanbul’da çiçek aşısı yapıldığına dair bir mektupta rastlanmaktadır. Bu tarihten günümüze birçok ölümcül hastalıkla karşılaşılmış ve bir kısmı için aşı geliştirilebilmiştir. Bir aşının piyasaya çıkması için çok sıkı denetimlerden geçmesi gerekir. İlk olarak hastalığa neden olan virüs ya da bakteri tanımlanır. Uzun bir laboratuvar sürecinden sonra onay alınabilirse klinik çalışmalara geçilir. İlk olarak gönüllülerde denemeler yapılır ve ciddi yan etkiler gözlenir. Bu aşamadan sonra doz sınırı, yarar zarar dengesi gibi güvenilirliği için önemli olan etmenler daha geniş bir kitlede test edilir. Son olarak 1000 kişilik bir grupta aşının etkinliği kesinleştirilince ruhsatı alınıp piyasaya çıkarılabilir. Onay süresi de yaklaşık olarak 1- 1,5 yıldır. Herhangi bir aşamada sorun olması halinde tüm süreç tekrarlanır. Tüm her şey göz önünde bulundurulduğunda bir aşının geliştirme süresinin ortalama 10 yıl sürmesi çok da şaşırtıcı değildir.

Peki, bir salgın aşı sonrasında tamamen sona erer mi? Maalesef ki hayır. Çünkü aşı hasta bireylere yönelik değil, sağlıklı kişileri ve doğal olarak toplum sağlığını korumak için üretilmiştir ve tedbir alınmadığı takdirde hastalık yayılmaya devam eder. Bunun yanında aşılanmasına rağmen hastalanacak bireylerin olması da mümkündür. Örneğin grip aşısı her sene insanlara sunulmasına rağmen yine de Dünya genelinde bir senede gripten ölen binlerce insan vardır. Yani aşı sayesinde bir virüs ya da bakterinin insanlardaki etkisini azaltıp onunla yaşamayı öğreniriz.

Yazar: Kozmos

admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir